
Now includes all three premium DLC packs (Unto the Evil, Hell Followed, and Bloodfall), maps, modes, and weapons, as well as all feature updates including Arcade Mode, Photo Mode, and the latest Update 6.66, which brings further multiplayer improvements as well as revamps multiplayer progression.
Modeled estimate, not a reported figure. How we estimate →
Media

About
Genres
Stats
All-time low is the lowest price we've recorded for this game since we started tracking it.
Updates
Build ids and update times come straight from Steam's PICS — the same source SteamDB reads. Patch history grows as we record new builds.
Engagement
Hours played at review time, across 651 reviews with recorded playtime.
Reviews
Themes across 647 recent reviews and how positive each mention is. A keyword signal, not full sentiment analysis.
positive critical· bar length = how often the theme comes up
Reviews
A horror game but the horror is for your enemies
Que hpta juego tan adictivo, una banda sonora perfecta y la calidad de los mapas es muy buena.
10년 전에 나온 게임임에도 매우 재밌는 게임. 음악도 좋다. 근데 이놈의 길찾기가.........
başyapıt fiyatına kesinlikle değer
DOOM 2016 is a fantastic game. Just some fast paced ripping and tearing with our favorite psychotic demon hating marine. I wish the online for this wasn't dead. I loved the deathmatch stuff. Still I definitely recommend the campaign to those who want a really fun and entertaining shooter campaign.
Игруха крутая, ачивки выбивать интересно, но сетевой режим.... Сам по себе классный, интересный, залипательный и т.д., но всё очень сильно портит огромное количество читеров, даже с супер скилловыми играть интересно, есть возможности зарандомить килл, но против читаков всё бесполезно, а учитывая сколько надо гриндить онлайн на платину, это из приятного время провождения превращается в пытку иглами под ногти.
A good proof of concept and fine on console, this game is not very fun on PC. The game is very balanced for controller players and it manages to somehow feel to fast on controller but too slow on keyboard and mouse. Sadly the series didn't evolve 2016's good ideas like the exploration heavy level design and the more "open" combat sandbox.
Doom (2016) is still one of the most ferocious and satisfying shooters ever made, delivering a nonstop rush of speed, brutality, and metal. The weapon variety, mod system, and clever challenges keep the game feeling fresh, and the level design pushes you to stay aggressive instead of hiding behind cover. Its only real flaw is the multiplayer, which is basically a ghost town outside of a few scattered Discord groups, but the campaign alone is worth every second blasting through demons with heavy riffs in your ears and pure carnage on screen.
İlkokul öğrencisiydim. Belki 2.sınıf belki de 1.sınıf tam hatırlamıyorum. Bir gün amcam büyük bir sürpriz yapıp evin ilk bilgisayarını getirdi. Hatırladığım kadarıyla ilk oyunlarım FIFA 04, Ford Racing 3, GTA Vice City, Age of Empires 2 , Need For Speed ve Max Payne 2'ydi. Bir de DOOM 3 vardı. Diğer bütün oyunlar benim gözümde normal oyunlardı. Açılır, oynanır, eğlenilirdi. Ama DOOM başka bir şeydi. DVD kutusunun üzerindeki o şeytan bile beni geriyordu (yıllar sonra adının Hell Knight olduğunu öğrenecektim). Kutuyu ellemeye çekiniyordum ama oyunu da inanılmaz merak ediyordum. Amcama ne zaman "açsana" desem ya beni yanından kovuyor ya da izlememe izin vermiyordu. Şimdi düşününce adamın da hakkı varmış. Kendisi oynarken bile geriliyor, anlık tepkiler veriyordu. Çocuk aklımla "adam kendi korkuyorsa bana neler olur" diye düşünüyordum. O zamanlardan aklımda kalan birkaç sahne var. Dar koridorlar, uçan yaratıklar, şişman zombiler ve köpek gibi saldıran korkunç canavarlar. O yaşlarda hepsi ya canavardı, ya şeytandı ya da zombiydi. İsimlerinin olduğunu ve her birinin ayrı bir hikâyesi bulunduğunu çok daha sonra öğrendim (bu oyun sayesinde öğrendim, Codex'ler sağ olsun). O dönem çevremde bu oyunun muhabbeti çok dönerdi ama bitirebileni hiç görmedim. Çünkü oyun yalnızca zor değildi. Rahatsız ediciydi, kasvetliydi ve insanın içine işleyen bir atmosferi vardı. Bazıları korkudan bırakıyor, bazıları zorluğundan devam edemiyordu. O yıllarda DOOM oynayan herkesin ortak noktası oyundan bir şekilde çekinmesiydi. Yıllar geçti. Lisenin ilk yaz tatilinde sonunda korka korka Xbox'ta Doom 3'e başladım. Çat pat İngilizcemle hikâyenin yarısını anlamadan oynuyordum ama içimde yıllardır duran merak ağır basıyordu. Oyun inanılmaz gericiydi. Karanlığıyla, sesleriyle, atmosferiyle insanı sürekli rahatsız eden bir yapısı vardı. Ama aynı zamanda çocukken oynayamadığım günlerin hırsını da taşıyordu. Sonunda bitirdim. Ne olduğunu tam anlamadan ama yıllardır içimde duran bir hesabı kapatmış gibi hissederek. Sonra yıllar geçti. Bir gün bir fragman yayınlandı. Arka planda Refused - New Noise çalıyordu. Ve videonun başlığı da en az şarkı kadar gazdı: "Fight Like Hell." Ve çocukluğumun o korkutucu oyunu yeniden karşıma çıkıyordu. İlk düşündüğüm şey çok basitti: "Tamam işte, vur kır parçala oyunu. Alır oynarız." Ama bu sefer yaş büyümüştü. Artık sadece oynayan biri değildim. Karakterlere, atmosfere, dünyaya ve anlatılmak istenene dikkat ediyordum. Bu yüzden yıllar sonra DOOM 2016'yı oynarken beklediğim şey sadece iblis kesmekti ama karşılaştığım şey bundan çok daha fazlası oldu. Çünkü DOOM 2016'nın en büyük başarısı hikâyesini sana uzun uzun anlatmaya çalışmaması. Oyun seni bir masaya oturtup saatlerce konuşmuyor. Daha ilk dakikada bir tabuttan çıkıyor, önüne çıkan ilk iblisin suratına yumruğu geçiriyor ve sana tonunu anında belli ediyor. O andan itibaren oyun ne olduğunu değil, ne yapman gerektiğini anlatıyor. Ve bu his bir saniye bile kaybolmuyor. Bugün dönüp baktığımda oyunun en güçlü yanı da bu. Silahların hissiyatı muazzam. Her pompalı tüfek atışı hissediliyor. Her Glory Kill ayrı bir vahşet gösterisine dönüşüyor. Soundtrack zaten başlı başına bir savaş suçu. Mick Gordon öyle bir iş çıkarmış ki bazen müzik mi seni ileri itiyor yoksa sen mi müziği taşıyorsun anlamıyorsun. Hatta bugün yıllardır metal müzik dinleyen biri olmamda bu oyunun ve soundtrack'inin payı az değildir(Doom 3'un Theme çok sağlamdır). Çatışmalar sürekli hareket etmeye zorluyor. Bir yere sinip beklediğin an cezayı kesiyor. Oyun senden korkmanı değil saldırmanı istiyor. Atmosfer kısmı ise benim için apayrı bir yerde. Çünkü çocukluğumda beni korkutan şeylerin büyük kısmını burada tekrar gördüm. Karanlık koridorlar gitmiş olabilir ama yerini endüstriyel bir cehennem almış. Mars tesislerinde dolaşırken her köşede bir felaketin izini görüyorsun. İnsanların açgözlülüğünün ve kibirlerinin nelere yol açtığını adım adım izliyorsun. Kusursuz mu? Hayır. Bazı bölümlerde nereye gitmen gerektiğini bulmak için haritayla güreşiyorsun. Bazı platform kısımları çatışmanın gazını kesebiliyor. Hikâye anlatımı da sonradan gelen Eternal kadar detaylı değil. Lore'un önemli kısmı Codex okumak isteyen oyuncuların önüne bırakılmış durumda. Ama bunların hiçbiri oyunun yaptıklarının yanında büyük kusurlar olarak kalmıyor. Çünkü DOOM 2016'nın olayı hiçbir zaman karmaşık bir hikâye anlatmak olmadı. Bu oyun sana çok basit bir şey söylüyor: Karşına ne çıkarsa çıksın ileri git. Bir kapı mı kapandı? Kır geç. Karşında iblis ordusu mu var? Vur geç. Önünde cehennem mi duruyor? İçinden geç. İşte bu yüzden yıllar sonra dönüp baktığımda DOOM benim için sadece bir FPS oyunu değil. Çocukken korktuğum, gençken merak ettiğim ve büyüdüğümde neden bu kadar sevildiğini anladığım oyunlardan biri. İlk başta gördüğüm şey kan, vahşet ve metal müzikti. Yıllar sonra gördüğüm şey ise bunların altında yatan saf iradeydi. Hatta bir noktadan sonra oyunun hikâyesi bile Doom Slayer'ın karakterinin altında eziliyor. Çünkü insanlar yıllardır bu seriyi iblisler, silahlar ve cehennem üzerinden konuşsa da beni en çok etkileyen şey bunlar olmadı. Beni etkileyen şey, karşısına çıkan hiçbir engeli kabul etmeyen bir karakter görmekti. Doom Slayer'ın peşinden koştuğu şey intikam olabilir, onu ileri taşıyan şey nefret olabilir ama onu asıl durdurulamaz yapan şey iradesi. Bu yüzden hikâyenin bir yerinden sonra Doom Slayer sadece bir karakter olmaktan çıkıyor. Hepimizin hayatında önüne çıkan engellere rağmen devam etmek zorunda kaldığı anların bir yansımasına dönüşüyor. Belki de bu yüzden yıllar geçmesine rağmen hâlâ bu kadar etkileyici. Çünkü oyunun asıl hikâyesi Mars'ta, cehennemde ya da UAC tesislerinde geçmiyor. Oyunun asıl hikâyesi pes etmeyi reddeden bir iradenin hikâyesi. Belki de bu yüzden Doom Slayer hâlâ bu kadar seviliyor. Çünkü adamın en güçlü silahı BFG değil. En güçlü silahı pes etmeyi reddetmesi. 10/10 Cehennemin yerinde olsam kapıları kilitler, ışıkları kapatır ve evde yokmuş gibi davranırdım.
the game is way too repetitive all you do is go into a room fight demons unlock the door and move on and over and over and over again
Related
Related
Trends
Modeled estimate over time, reconstructed from Steam's monthly review histogram.
Momentum
Pace estimated from the game's recent review growth (our daily snapshots) at its own sales-per-review ratio — a momentum signal, not booked sales.
Engagement
DAU/MAU are modeled from peak concurrent players (≈×8 and ×28) — Steam publishes no active-user counts, so treat these as rough estimates, not reported figures.
Audience
Audience
Languages: English*, French*, Italian*, German*, Spanish - Spain*, Japanese*, Polish*, Portuguese - Brazil*, Russian*, Traditional Chinese*languages with full audio support
Estimated from the language of this game's reviews — a proxy for where players are, not official Steam demographics.
Games most often reviewed by the same players — an audience-affinity signal from our review sample, not full ownership data.
Related
| Total War: WARHAMMER | $54.9M | 32K | 79% | $59.99 |
| Bodycam | $54.9M | 41.8K | 76% | $33.32 |
| Borderlands 4 | $54.5M | 81.5K | 59% | $34.99 |
| METAL GEAR RISING: REVENGEANCE | $54.3M | 88.5K | 96% | $29.99 |
| The Last of Us™ Part II Remastered | $55.3M | 52.8K | 91% | $49.99 |
| The Isle | $55.3M | 107.4K | 81% | $19.99 |