
Reawakened from stasis in the occupied metropolis of City 17, Gordon Freeman is joined by Alyx Vance as he leads a desperate human resistance. Experience the landmark first-person shooter packed with immersive world-building, boundary-pushing physics, and exhilarating combat.
Most likely between $30.1M and $85.3M. On 8 games checked against developer-reported sales, our median error is 11%. How we estimate →
Reviews
Themes across 3521 recent reviews and how positive each mention is. A keyword signal, not full sentiment analysis.
positive critical· bar length = how often the theme comes up
Reviews
Nada que decir, una obra maestra, este juego salió en 2004 y no se nota envejeció tan bien que parece un juego reciente. La historia es cine, la jugabilidad es extremadamente divertida y las físicas son de lo mejorcito, el episode 1 y 2 altamente recomendable jugarlo PD:No se porque estoy escribiendo esto si todo el mundo conoce este juego.
Pomimo że gra ma ponad 20 lat, gra sie 20 razy lepiej niż w cyberpunka <: ale Gabe to dalej cwel, wypuść hl3
CINE
Half-Life 2... burada pek hatta hiç saatim olmasada crack oynadığım zamanlarda saatlerimi harcadığım o oyun serisi Bu oyunu anlatmaya nereden başlayacağımı gerçekten bilmiyorum. Çünkü Half-Life 2 benim için sadece eski bir FPS oyunu değil. Bir dönemin, bir oyun anlayışının ve çocukluğumuzun parçası gibi. Bugün tekrar açıp oynadığınızda elbette grafiklerin yaşlandığını fark ediyorsunuz. Ama birkaç dakika sonra bunların hiçbir önemi kalmıyor. Çünkü oyun sizi atmosferiyle, dünyasıyla ve yaşattığı olaylarla içine çekiyor. 2004 yılında çıkmış bir oyunun bugün hâlâ bu kadar etkileyici hissettirmesi gerçekten inanılmaz. City 17'ye ilk geldiğiniz andan itibaren oyunun dünyasının ne kadar farklı olduğunu hissediyorsunuz. İnsanların sessizce sokaklarda dolaşması, Combine askerleri, devriye araçları, hoparlörlerden gelen konuşmalar, tren istasyonları, apartmanlar, kanallar... Dünya sadece arka planda duran bir harita gibi değil. Gerçekten yaşıyor. Ve sonra oyun size sürekli yeni bir şey gösteriyor. Önce normal şekilde ilerliyorsunuz, sonra bir anda takip başlıyor. Kaçıyorsunuz, araç kullanıyorsunuz, Ravenholm'a giriyorsunuz, Gravity Gun'ı alıyorsunuz, Antlion'larla savaşıyorsunuz, sahil boyunca ilerliyorsunuz, Resistance'a yardım ediyorsunuz... Oyun sürekli kendini yeniliyor. Bence Half-Life 2'nin en büyük başarısı da burada. Sadece “düşmanları vur ve bölümü geç” mantığıyla ilerlemiyor. Oyuncuya sürekli yeni bir deneyim yaşatıyor. Gravity Gun bile bunun en güzel örneği. O dönem için fizik sistemi başlı başına inanılmazdı. Masaları, kutuları, varilleri kullanabilmek; çevredeki nesnelerle etkileşime girebilmek bugün normal geliyor olabilir ama Half-Life 2 çıktığında gerçekten başka bir seviyedeydi. Ama teknolojiden daha önemli olan şey oyunun ruhu. Valve'ın o dönem yaptığı oyunlarda garip bir özgünlük vardı. Half-Life 1'de, Opposing Force'ta, Blue Shift'te, Counter-Strike'ta ve Condition Zero'da bunu hissediyorsunuz. Oyunlar size sürekli “bakın ne kadar güzel grafik yaptık” demek yerine “gel, sana bir şey yaşatacağım” diyordu. Half-Life 2 de bunu mükemmel şekilde yapıyor. Ve bence yıllar sonra bile bu kadar sevilmesinin sebebi bu. Bugün yüzlerce yeni FPS çıkıyor. Çok daha gelişmiş grafikler, çok daha büyük haritalar, çok daha gelişmiş teknolojiler var. Ama bazı oyunlarda birkaç saat oynadıktan sonra geriye pek bir şey kalmıyor. Half-Life 2'de ise yıllar sonra bile bazı sahneleri hatırlıyorsunuz. Ravenholm. Highway 17. Nova Prospekt. City 17. Citadel. Gravity Gun. Dog. Barney. Alyx. Ve o tren istasyonunda başlayan hikâye... Bunların hepsi hafızada kalıyor. En üzücü tarafı ise Valve'ın bu tarz tek oyunculu oyunlardan uzun zamandır uzak kalmış olması. Half-Life 2'nin devamında Episode One ve Episode Two geldi ama Episode Two'dan sonra yıllarca bekledik. Yıllar geçti. Yeni oyunlar çıktı. Yeni motorlar çıktı. Yeni nesil ekran kartları çıktı. Ama Gordon Freeman hâlâ bekliyor. Ve biz de bekliyoruz. Bugün Source 2 gibi bir motorla Half-Life'ın eski ruhunu koruyan yeni bir oyun yapılsa gerçekten inanılmaz olurdu. Ama mesele sadece yeni grafikler değil. Asıl mesele o eski Valve ruhunun geri gelmesi. Oyuncuya sürekli yeni şeyler gösteren, atmosfer kuran, çevreyi hikâyenin bir parçası yapan, scriptli olayları doğru yerde kullanan ve “bir sonraki bölümde ne olacak?” diye merak ettiren bir oyun. Half-Life 2'yi bugün tekrar oynarken insanın aklına tek bir şey geliyor: “Abi bunlar bunu 2004'te nasıl yaptı?” Ve sanırım bu oyunun en büyük başarısı da bu. Aradan 20 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ kendisini oynatabiliyor. Grafikleri yaşlandı. Teknolojisi yaşlandı. Ama oyunun ruhu yaşlanmadı. Valve, eğer bir gün gerçekten Half-Life 3 yaparsanız... Lütfen sadece modern bir FPS yapmayın. Bize tekrar o eski Half-Life hissini yaşatın. Çünkü biz yeni bir oyun değil, yıllardır özlediğimiz o hissi bekliyoruz. 10/10. Hâlâ oynanır. Hâlâ atmosferi inanılmaz. Hâlâ Valve'ın neden Valve olduğunu hatırlatan oyunlardan biri.
greatest ♥♥♥♥♥♥♥ game ever
There sure was half and there sure was life.
Для своего, и даже настоящего времени вполне годный шутер, с интересным сюжетом и физикой рекомендую для тех кто не играл, и для тех кто хотел бы вспомнить молодость!
ЛУЧШАЯ игра своих времён и даже сечас ощющается свежо
только один минус - нет третьей части
bah c'est génial