
Now includes all three premium DLC packs (Unto the Evil, Hell Followed, and Bloodfall), maps, modes, and weapons, as well as all feature updates including Arcade Mode, Photo Mode, and the latest Update 6.66, which brings further multiplayer improvements as well as revamps multiplayer progression.
Most likely between $33.2M and $94.1M. How we estimate →
Checked against 8 developer-reported games
| Store | Price | Score | Revenue · chart |
|---|---|---|---|
| Steam | $19.99 | 96% | approximately $55.4M |
| PlayStation | $19.99 | 92% | — |
| Xbox | $19.99 | 94% | — |
| Nintendo | $3.99 | — | #8 |
Matched by title. Prices and chart positions are each store's US storefront; Epic charts worldwide. * critic score.
Cheapest copy: ≈ $2.41 on Xbox · Türkiye (−88%). Compare 32 prices in 15 markets →
Reviews
Themes across 2776 recent reviews and how positive each mention is. A keyword signal, not full sentiment analysis.
positive critical· bar length = how often the theme comes up
Reviews
[h2]ПЛАЧ ПАЛАЧА[/h2] Самым главным псиопом в интернете для меня является хорошее отношение и даже боготворение уже второго по счёту старта перезапуска серии. До, а тем более после, прохождения Eternal, лично для меня DOOM [2016] на уровне Doom II, что явно не красит эту игру. Почему так? - проблемы с технической стабильностью на современных системах при использовании OpenGL, очень мыльные текстуры во втором пришествии в Ад, слабый арт-дизайн (красный марс, дженерик сай-фай и "желтый ад" (мочи)) и атмосфера непонятно чего, впрочем как и сюжет, идущий по тропам 3-ки (в которой ещё и атмосфера лучше). Обновление дизайна демонов самое наихудшее за всю серию. Стрельба и геймплей - просто средние, единственный плюс, что они заложили основу для следующей части и на фоне Этернала и Темных Веков видно низкое разнообразие в дизайне уровней. Звуковой дизайн сильно деградировал за 12 лет, из самого саундтрека, помимо ремиксов и треков, вдохновленных остами предыдущих частей, можно выделить только BFG Division и Rip & Tear - Мик Гордон полностью раскроет свой талант только через 4 года (плюс большое спасибо за ограничение по гитарам). Мультиплеер это как будто смесь Halo 4 на ПК (спасибо студии Certain Affinity, что дали за 5 лет до релиза в TMCC) и классических арена-шутеров... Подводя итог, перезапуск вышел очень спорным, но заложил основу для Eternal-а, где всего больше и лучше. Пройти как разогрев перед Этерналом можно, в остальных случаях - не рекомендую. [i]Неужели нельзя сделать настоящий Дум без всей этой фигни?[/i]
Que hpta juego tan adictivo, una banda sonora perfecta y la calidad de los mapas es muy buena.
Começo da nova era do DOOM, nova era do rip and tear, onde na verdade começou o rip and tear, é aqui que o boomer shooter brilha, violencia, variedade de armas, se sentir fodão, tem tudo. 10/10
Locura de juego, super frenético y divertido. Increíble que le hayan dado el goty al overwatch, que papelón
Lowkey my favorite of the modern DOOM games ngl. multiplayer also rocks, but it's pretty much dead. Amazing OST too, be a shame if something happened.
Incredible return to the series. DOOM 4 Life.
İlkokul öğrencisiydim. Belki 2.sınıf belki de 1.sınıf tam hatırlamıyorum. Bir gün amcam büyük bir sürpriz yapıp evin ilk bilgisayarını getirdi. Hatırladığım kadarıyla ilk oyunlarım FIFA 04, Ford Racing 3, GTA Vice City, Age of Empires 2 , Need For Speed ve Max Payne 2'ydi. Bir de DOOM 3 vardı. Diğer bütün oyunlar benim gözümde normal oyunlardı. Açılır, oynanır, eğlenilirdi. Ama DOOM başka bir şeydi. DVD kutusunun üzerindeki o şeytan bile beni geriyordu (yıllar sonra adının Hell Knight olduğunu öğrenecektim). Kutuyu ellemeye çekiniyordum ama oyunu da inanılmaz merak ediyordum. Amcama ne zaman "açsana" desem ya beni yanından kovuyor ya da izlememe izin vermiyordu. Şimdi düşününce adamın da hakkı varmış. Kendisi oynarken bile geriliyor, anlık tepkiler veriyordu. Çocuk aklımla "adam kendi korkuyorsa bana neler olur" diye düşünüyordum. O zamanlardan aklımda kalan birkaç sahne var. Dar koridorlar, uçan yaratıklar, şişman zombiler ve köpek gibi saldıran korkunç canavarlar. O yaşlarda hepsi ya canavardı, ya şeytandı ya da zombiydi. İsimlerinin olduğunu ve her birinin ayrı bir hikâyesi bulunduğunu çok daha sonra öğrendim (bu oyun sayesinde öğrendim, Codex'ler sağ olsun). O dönem çevremde bu oyunun muhabbeti çok dönerdi ama bitirebileni hiç görmedim. Çünkü oyun yalnızca zor değildi. Rahatsız ediciydi, kasvetliydi ve insanın içine işleyen bir atmosferi vardı. Bazıları korkudan bırakıyor, bazıları zorluğundan devam edemiyordu. O yıllarda DOOM oynayan herkesin ortak noktası oyundan bir şekilde çekinmesiydi. Yıllar geçti. Lisenin ilk yaz tatilinde sonunda korka korka Xbox'ta Doom 3'e başladım. Çat pat İngilizcemle hikâyenin yarısını anlamadan oynuyordum ama içimde yıllardır duran merak ağır basıyordu. Oyun inanılmaz gericiydi. Karanlığıyla, sesleriyle, atmosferiyle insanı sürekli rahatsız eden bir yapısı vardı. Ama aynı zamanda çocukken oynayamadığım günlerin hırsını da taşıyordu. Sonunda bitirdim. Ne olduğunu tam anlamadan ama yıllardır içimde duran bir hesabı kapatmış gibi hissederek. Sonra yıllar geçti. Bir gün bir fragman yayınlandı. Arka planda Refused - New Noise çalıyordu. Ve videonun başlığı da en az şarkı kadar gazdı: "Fight Like Hell." Ve çocukluğumun o korkutucu oyunu yeniden karşıma çıkıyordu. İlk düşündüğüm şey çok basitti: "Tamam işte, vur kır parçala oyunu. Alır oynarız." Ama bu sefer yaş büyümüştü. Artık sadece oynayan biri değildim. Karakterlere, atmosfere, dünyaya ve anlatılmak istenene dikkat ediyordum. Bu yüzden yıllar sonra DOOM 2016'yı oynarken beklediğim şey sadece iblis kesmekti ama karşılaştığım şey bundan çok daha fazlası oldu. Çünkü DOOM 2016'nın en büyük başarısı hikâyesini sana uzun uzun anlatmaya çalışmaması. Oyun seni bir masaya oturtup saatlerce konuşmuyor. Daha ilk dakikada bir tabuttan çıkıyor, önüne çıkan ilk iblisin suratına yumruğu geçiriyor ve sana tonunu anında belli ediyor. O andan itibaren oyun ne olduğunu değil, ne yapman gerektiğini anlatıyor. Ve bu his bir saniye bile kaybolmuyor. Bugün dönüp baktığımda oyunun en güçlü yanı da bu. Silahların hissiyatı muazzam. Her pompalı tüfek atışı hissediliyor. Her Glory Kill ayrı bir vahşet gösterisine dönüşüyor. Soundtrack zaten başlı başına bir savaş suçu. Mick Gordon öyle bir iş çıkarmış ki bazen müzik mi seni ileri itiyor yoksa sen mi müziği taşıyorsun anlamıyorsun. Hatta bugün yıllardır metal müzik dinleyen biri olmamda bu oyunun ve soundtrack'inin payı az değildir(Doom 3'un Theme çok sağlamdır). Çatışmalar sürekli hareket etmeye zorluyor. Bir yere sinip beklediğin an cezayı kesiyor. Oyun senden korkmanı değil saldırmanı istiyor. Atmosfer kısmı ise benim için apayrı bir yerde. Çünkü çocukluğumda beni korkutan şeylerin büyük kısmını burada tekrar gördüm. Karanlık koridorlar gitmiş olabilir ama yerini endüstriyel bir cehennem almış. Mars tesislerinde dolaşırken her köşede bir felaketin izini görüyorsun. İnsanların açgözlülüğünün ve kibirlerinin nelere yol açtığını adım adım izliyorsun. Kusursuz mu? Hayır. Bazı bölümlerde nereye gitmen gerektiğini bulmak için haritayla güreşiyorsun. Bazı platform kısımları çatışmanın gazını kesebiliyor. Hikâye anlatımı da sonradan gelen Eternal kadar detaylı değil. Lore'un önemli kısmı Codex okumak isteyen oyuncuların önüne bırakılmış durumda. Ama bunların hiçbiri oyunun yaptıklarının yanında büyük kusurlar olarak kalmıyor. Çünkü DOOM 2016'nın olayı hiçbir zaman karmaşık bir hikâye anlatmak olmadı. Bu oyun sana çok basit bir şey söylüyor: Karşına ne çıkarsa çıksın ileri git. Bir kapı mı kapandı? Kır geç. Karşında iblis ordusu mu var? Vur geç. Önünde cehennem mi duruyor? İçinden geç. İşte bu yüzden yıllar sonra dönüp baktığımda DOOM benim için sadece bir FPS oyunu değil. Çocukken korktuğum, gençken merak ettiğim ve büyüdüğümde neden bu kadar sevildiğini anladığım oyunlardan biri. İlk başta gördüğüm şey kan, vahşet ve metal müzikti. Yıllar sonra gördüğüm şey ise bunların altında yatan saf iradeydi. Hatta bir noktadan sonra oyunun hikâyesi bile Doom Slayer'ın karakterinin altında eziliyor. Çünkü insanlar yıllardır bu seriyi iblisler, silahlar ve cehennem üzerinden konuşsa da beni en çok etkileyen şey bunlar olmadı. Beni etkileyen şey, karşısına çıkan hiçbir engeli kabul etmeyen bir karakter görmekti. Doom Slayer'ın peşinden koştuğu şey intikam olabilir, onu ileri taşıyan şey nefret olabilir ama onu asıl durdurulamaz yapan şey iradesi. Bu yüzden hikâyenin bir yerinden sonra Doom Slayer sadece bir karakter olmaktan çıkıyor. Hepimizin hayatında önüne çıkan engellere rağmen devam etmek zorunda kaldığı anların bir yansımasına dönüşüyor. Belki de bu yüzden yıllar geçmesine rağmen hâlâ bu kadar etkileyici. Çünkü oyunun asıl hikâyesi Mars'ta, cehennemde ya da UAC tesislerinde geçmiyor. Oyunun asıl hikâyesi pes etmeyi reddeden bir iradenin hikâyesi. Belki de bu yüzden Doom Slayer hâlâ bu kadar seviliyor. Çünkü adamın en güçlü silahı BFG değil. En güçlü silahı pes etmeyi reddetmesi. 10/10 Cehennemin yerinde olsam kapıları kilitler, ışıkları kapatır ve evde yokmuş gibi davranırdım.
Игруха крутая, ачивки выбивать интересно, но сетевой режим.... Сам по себе классный, интересный, залипательный и т.д., но всё очень сильно портит огромное количество читеров, даже с супер скилловыми играть интересно, есть возможности зарандомить килл, но против читаков всё бесполезно, а учитывая сколько надо гриндить онлайн на платину, это из приятного время провождения превращается в пытку иглами под ногти.
A horror game but the horror is for your enemies
Почти самый лучший Дум.